İnsanların Güvenini Nasıl Kazanabilirsin?

Fatih Arslan
Fatih Arslan 4 yıl önce

Hayata dair en önemli kavramlardan bir tanesi de güvenmek ve güvenilmektir. Bir milleti, bitoplumu ayakta tutabilmenin yapı taşlarından biri de güvendir.

Gerçekten güven konusu biz insanlar için çok önemlidir. Yaşadığımız bu çağda inanılması güç olan o kadar vakayla karşılaşıyoruz ki burada güven adeta altın gibi ortaya çıkmaktadır. Çünkü güvenebileceğiniz insanları, arkadaşları, dostları, hatta yiyebileceğimiz yiyecekleri, arkamıza dönmeden bırakıp gidebileceğimiz iş arkadaşlarımızı, güvenebileceğimiz şirketleri vb... İşin özü! her alanda güven duyacağımız bir şeyleri arıyoruz.

Bize, birileri güven duysun ve bizimle çalışsın diye burada biz insanların güvenini nasıl kazanırız? Sorusunun cevabını bulmaya çalışacağız.

İnsanlara güven sağlama hususunda en etkili yollardan birisi de şeffaf olabilmektir. Maalesef günümüzde bu kelime çok sık telefuz edildiği için bir anlam kaybına uğramıştır. Tabi ki de her insan güvenmeyi ve güvenilmeyi ister. Öte yandan kurumlar, firmalar, işyerleri de kendilerine güven duyulmasını arzu eder. Mesai arkadaşları da birbirine güvenmek ve güvenilmek isterler.

Birçok yönden güven konusu, yukarıda da ifade etmeye çalıştığımız gibi insanları veya bir toplumu bir arada tutan çok güçlü bir duygudur; güven sayesinde birbirimizle olan ilişkilerimiz daha problemsiz olmaktadır. Birbirimize güvendiğimizden dolayı birbirimizle alışveriş yapar ve birbirimize borç alır borç veririz. Ayrıca iş arkadaşlarımıza güven duyarak onlarında iyi bir şekilde çalışacaklarına inanırız.

Kısacası, insanların birbiriyle olan ilişkileri, alışverişleri vb. şeyler tamamen asgari güven üzerine kuruludur. Burada iyi niyetten çok, kişilerin davranışları, eylemleri ve göstermiş oldukları çabaları üzerine güven kurulur ve güven duyulur.

Kişilerde olduğu gibi firmalar açısından da güvenilmek büyük önem arz eder. En yukarıdan en dip kademelere kadar fiil ve eylemlerde bu güvenilirliğin gösterilmesi lazım gelir.

Peki, güvenilir olmak veya insanların güvenini kazanmak nasıl olmaktadır?

Söz Değil, Eylemler Daha Önemli!

Hani bir atasözü vardır, “ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” sözüyle söylemlerin önemli olmadığını fakat eylem ve davranışların daha önemli olduğunu görürüz.

   Kişisel olarak zamanında işine gitmek, zamanında randevusunu gerçekleştirmek, kendisine yöneltilen sorulara doğrudan cevap vermek, sözünde durmak, farkına varamadığımız şeyler olabilir. Fakat bunlar hem insanların hem iş arkadaşların hem de müşterilerin güvenini kazanma adına oldukça önemli eylemlerdir. Bunlar aynı zamanda firmalar içinde geçerli fiillerdir. Her ne kadar bu eylemler küçük görünse de sonuçları zaman içinde daha büyük olabilmektedir.

Gizlilik Esastır!

Doğal olarak bazı konu ve bilgilerin gizli tutulması gerekmektedir. Günümüz şirketlerin, kurumların vb. yerlerin ayakta durabilmesinin en önemli unsuru bireysel bilgileri gizli tutabilmektir. Bu konuda en ufak bir açık veren bir şirketin tekrar insanların güvenlerini kazanması çok zordur. Kişisel bilgileri korumayıp açığa çıkmasına sebep olan ve günümüzde bu konuda en çok sıkıntıyı çeken ise dünya devi facebook olduğu herkesin malumudur. Şirket hem maddi açıdan hem de güven açısından çok ciddi oranda yara almıştır. Yani insanlara güven verme hususunda en büyük engellerden biri gizlilik olduğu artık aşikârdır.

Her Yol Mubah Değildir!

Çok eski zaman dilimlerinde tüccarlar ve iş dünyasında lider konumundaki iş adamları gayelerini gerçekleştirebilmek ve müşterilerini memnun etmek adına her türlü yolun meşru olduğunu düşünürdü. Çevreye verilen zarardan tutun işyerinde uygulanan kötü yönetime kadar bir çok olumsuz gelişmelere göz yumulurdu. Lakin günümüzde bu tür gelişmeler hem müşteriler hem de tüketiciler tarafından tasvip edilmemektedir. Artık daha çok sosyal sorumluluk alanında söz sahibi olmuş firmalar tercih edilmektedir.

Öte yandan kişiler açısından da aynı durumlar geçerlidir. Mesai arkadaşları ve müşterilerde kendilerine karşı saygı beklemektedir. Bu ortamlarda da ahlaki olmayan hareket, söz ve davranışların hoş karşılanmadığı da artık herkesin ortak görüşü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yapılan Yanlışları Kabullenmek ve Sorumluluk Almak!

İnsanlar ve firmalar içinde bu ilke geçerli bir konudur. Hem insanlar hem de firmalar açısından, yapılan hataların sorumluluğunun üstlenilmesi manasına gelmektedir. Ayrıca hatalar düzeltme yoluna gidildiğinde problemler büyümeden önlenmiş olmaktadır. Aynı zamanda bu eylemler net ve şeffaf bir şekilde yapıldığında da insanların güvenini bir kat daha pekiştirilmiş olunuyor.

  Sonuç olarak insanların güvenini kazanmanın adımlarına baktığımızda, hem bireyler hem de şirketler içinde benzer kurallar geçerli olduğunu görüyoruz. Kâğıt üzerinde ifade edilmiş kurallar ve ilkeler ancak pratiğe döküldüğü andan itibaren bir anlam kazanmaktadır. Sadece kâğıt üzerine yazılı ilkeler hiçbir anlam ifade etmemektedir. İnsanların güvenini kazanmak ve kazanılan güveni uzun vadede korumak sürekli çaba sarf etmenin sonucudur. Fakat sonuç buna değmez mi?


Yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap.
Koyu Tema
Geri Bildirim